Cinsel İşlev Bozuklukları

Cinsel işlev bozuklukları  hem bedensel hem de psikolojik etkenlere bağlı olarak oluşur. Her ne kadar cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında organik nedenlerde etkili  olabilirse de bizim ilgilendiğimiz cinsel işlev bozukluğunun, daha çok psikolojik etkenlere bağlı olan kısmıdır. Cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında etki eden kültürel ve psikososyal sorunlar da vardır.
Bu sorunlarda kişinin genetik olarak getirdiği materyalin yanı sıra ailenin yetiştirme tarzı, ahlaki değerler, kişinin eğitimi ve bir travmanın olması gibi etkenler de cinsel işlev bozukluğunun oluşumunda veya devam etmesinde etkilidir.  Erken çocukluk çağında yaşanan takılmalar ve bilinçdışında oluşan çatışmalar, gelişim dönemlerindeki aksaklıklar, yanlış bilgilendirme, tabu ve mitler de kişinin kendi bedeniyle ilgili olumsuz inançlara sahip olmasına neden olabilir. Bir takım psikiyatrik hastalıklar da cinsel yaşantıyı olumsuz şekilde etkiler.
Cinsel işlev bozukluğunu başlatan etken ne olursa olsun, bazı sürdürücü etkenler sorunun uzun sürmesine neden olabilir. Bu sürdürücü etkenlerin en başlarında performans anksiyetesi, kişinin cinsellikle ilgili suçluluk duyguları, eşler arasında yaşanan problemler gelir. Başlatıcı etkenlerden kaynaklanan sorunlar çözülse bile sürdürücü etkenler ile cinsel işlev bozukluğu sürebilir.
Tedavi sırasında yapılan görüşmelerde aile yaşantısı, kişinin yetiştirilme tarzı ve ortamı vb. bilgiler ayrıntılı olarak alınmalıdır. Cinsel işlev bozukluğunu başlatan etken ne olursa olsun, bazı sürdürücü etkenler sorunun uzun sürmesine neden olabilir. Bu sürdürücü etkenlerin en başlarında performans anksiyetesi, kişinin cinsellikle ilgili suçluluk duyguları, eşler arasında yaşanan problemler gelir. Başlatıcı etkenlerden kaynaklanan sorunlar çözülse bile sürdürücü etkenler ile cinsel işlev bozukluğu sürebilir. Tedavi sırasında yapılan görüşmelerde aile yaşantısı, kişinin yetiştirilme tarzı ve ortamı vb. bilgiler ayrıntılı olarak alınmalıdır.
Çeşitli cinsel işlev bozukluklarının rastlanma oranları
KADINLARDA
Cinsel istek azlığı  %27 – 33
Uyarılma bozukluğu  %10 – 18
Orgazm bozukluğu  %5 – 25
Disparoni-Vajinismus  %3 – 11
ERKEKLERDE
Cinsel istek azlığı  %16
Erektil disfonksiyon  %5 – 50
Erken boşalma %21 – 35
Diğer orgazm bozuklukları  %3 – 4
Tedavide; Cinsel işlev bozukluğu ile ilgili bilgilendirme, ev ödevleri uygulama,  bir takım egzersiz çalışmaları kişilere verilmektedir. Davranışsal, bilişsel teknikler, hipnoz çalışmaları, çift terapileri ile cinsel işlev bozukluklarında tedavi oranı oldukça yüksektir.
Vajinusmus
Vajinusmus, vajinanın dışını çevreleyen kasların cinsel birleşme söz konusu olduğunda kasılması ve yoğun acı nedeniyle cinsel birleşmenin gerçekleşmemesi ya da ağrılı olarak gerçekleşmesidir.
Vajinusmus, merkezimize en sık rastladığımız cinsel işlev bozukluklarından biridir. Ülkemizde de kadınların en sık olarak başvurduğu cinsel işlev bozukluğu vajinusmustur. Batı ülkeleriyle kıyaslandığında ülkemizde çok daha fazla görülmektedir. Bunun toplumsal yapıdan, cinsellikle ilgili verilen yanlış bilgilerden, tabulardan, kadının kendi cinsel organı tanımamasından ve bekaret kavramına verilen önemden kaynaklandığı söylenebilir.
Vajinusmus sorunu yaşayan çiftler, bu sorunlarını uzun seneler veya ömür boyu sır olarak saklama eğiliminde olabilirler. Eşler sorunun kendiliğinden düzelmesini beklerler. Fakat bu genelde pek mümkün olmaz. Sorunu kabul eden çiftler ise kulaktan doğma bilgiler veya bilimsel olmayan bir takım yollarla çözmeye çalışırlar. Vajinusmus için başvuran çiftlere bakıldığında ise çok büyük bir çoğunluğunu genç çiftler oluşturmaktadır. Ancak senelerce bu sorunu yaşayan çiftelerin, 10-20 sene sonra da terapiye gelebildikleri görülmektedir.
Vajinusmus, cinsel işlev bozuklukları arasında en kolay tedavi edilebilen rahatsızlıktır. İlaç ya da operasyonla tedavisi yoktur. Fakat cinsel terapi ile %90 başarı oranı ile tedavi edilebilmektedir. Üstelik genellikle 6-10 seans arası sorun ortadan kalkmaktadır.
Cinsel İstek Azlığı
Cinsel istek azlığı, cinsel düşüncelerin, fantezilerin azlığı, orgazma ulaşmanın azlığı veya hiç olmaması, cinsel bir ilişkiyi başlatma ya da sürdürme motivasyonunun yetersizliği olarak tanımlanabilir.  Nedeni vajinusmusta da olduğu gibi genelde cinselliğin yasaklanması, toplumun tutucu yapısı, kişinin yetiştirilme tarzı vb. olabilir.
Cinsel istek azlığı ya ergenlikte başlar ya da daha sonraki yaşlarda ortaya çıkar. Ergenlikle başlayan bu sorunun nedenselliğine bakıldığında yine kişinin günahkarlık ve suçluluk duygularının yoğunluğu, cinsel dürtülerin bastırılması ve kişinin giderek kendi bedenine yabancılaşması sayılabilir. Daha sonradan ortaya çıkan cinsel istek azlığı ise kişinin yaşadığı bir travmadan,  stres, depresyon, anksiyete bozuklukları, kronik hastalıklardan, kullanılan ilaçlardan, eşle yaşanan uyumsuzluktan kaynaklanabilir.
Özellikle ülkemizde kadınlarda erkeklere oranla daha sık görünen bir cinsel işlev bozukluğudur. Görülme olasılığı çok yüksek olmasına rağmen tedavi için başvuran hasta sayısı oldukça azdır. Bunun en temel nedeni toplumumuzda cinsellik ile ilgili mitlerin yaygınlığıdır. Cinselliğin erkeklere özel olduğu ve haz aldığı, kadınların ise cinselliği görev olarak gördüğü toplumumuzda çok sık görünen bir durumdur. Erkeğin tatmin olması neslin devamı için çok önemli görülürken cinsellikten tatmin olan, zevk alan kadına iyi gözle bakılmayacağı inancı vardır. bundan dolayı da cinsel istek azlığından tedaviye başvuran kadınlara da kötü gözle bakılacağı düşünülür. Zaten çoğu kadın bunu normal, olması gereken bir durum veya kader olarak algılamaktadır.
Erken Boşalma
Erken boşalma, erkeğin isteğinden önce boşalması, boşalmasını denetleyememesi, istediği kadar erteleyememesi, kendini tutamaması olarak tanımlanabilir. Erken boşalma erkeklerde sık rastlanan bir sorundur. Her 4-5 erkekten birinde erken boşalma sorunu görülebilir.
Nedenleri arasında cinsel mitler, cinsel ilişki ile ilgili tecrübesizlik ve bilgi eksikliği, stres faktörleri, kişinin yorgunluk durumu, günah ve suçluluk duyguları, reddedilme korkusu, cinsel uyarı eksikliği, eşle yaşanan çatışmalar, bilinç altında olan cinsellikle ilgili olumsuz düşünceler, gebe bırakma korkusu, kastrasyon anksiyetesi ve bazı organik hastalıklar sayılabilir.
Erken boşalmanın kontrol edilmesi öğrenilebilir bir davranıştır. Tedavilerinde de yapılan, kişiye erken boşalmayı kontrol etmeyi kişiye öğretmektir. Boşalmayı kontrol etmek de heyecan düzeyimizin ve o anda yaşanan duyguların kontrol edilmesinden geçer.
İktidarsızlık- Empotans
Cinselliği başlatmak için gerekli olan sertliği başlatamama yada sürdürememe durumu iktidarsızlık-empotans olarak tanımlanır. Empotans, cinsel isteksizlik değildir. İktidarsızlık problemi olan bir erkek orgazm ve baba olabilir.
İktidarsızlık tanısının konulabilmesi için bu sorunun sürekli ve tekrarlayıcı olması gerekmektedir. Her erkek yaşamının bir döneminde, ruhsal-ekonomik-iş-eş sorunları gibi nedenlerle sertleşme problemi yaşayabilir. Fakat bu problem sık ve tekrar edici özellikte olursa tedavi gerektirir.
Tedavisinde cinsel terapinin yanında ilaç tedavileri ve hormonal tedaviler, cerrahi yöntemler gibi bir çok değişik yöntem uygulanabilmektedir.
Kadında ve Erkekte Orgazm Sorunları ve Bozuklukları
Cinsel Tiksinti Bozukluğu
Satiriasis
Nemfomani