Kişilik Bozuklukları

Ergenlik veya erken erişkinlik döneminde başlayan, zamanla sabitleşen, mutsuzluğa veya bozulmaya yol açan, katı ve yaygın nitelikteki öznel yaşantılar veya kültürel normlardan sapma gösteren davranışlar olarak tanımlanmaktadır
Kişilik bozukluğu tanısı koyabilmek için bireyin toplumsal uyumunda, işlevselliğinde, ilişkilerinde süreklilik sağlayabilmesinde önemli bozuklukların oldukça değişmeyen bir biçimde uzun süre bulunması gerekmektedir.
Kişilik Bozukluklarında Sık Görülen Ortak Özellikler:
Kişilik bozukluklarında sıkça karşılaşılan ortak özellikler aşağıdaki şekilde sıralanabilir;
1. Benliğe yerleşmiş olan davranış örüntülerinin uyum amacı ile esneklik
göstermeden sürdürülmesi; örneğin yapılan yanlışların yinelenmesi, ders alınmaması.
2. Belli bir toplum içinde uyumlu sayılabilmek için geçerli ölçülerden sapması, topluma aykırı davranışlar gösterebilmesi.
3. Çocukluktan ya da ilk ergenlik döneminden beri süregelmesi.
4. Toplum içinde, iş yaşamında belirgin bozulmaya yol açması.
5. Genellikle benliğe uyumlu, yani benimsenmiş olması ve değiştirilmek istenmemesi; bazen de benlikçe benimsenmemiş, benliğe yabancı olsa bile değiştirilememesi.
6. Genel olarak çevre ile çatışma ve sürtüşmeye yol açması; kendisini çevreye değil, çevresini kendisine uydurmaya çalışması.
Kişilik Bozukluklarının Nedenleri:
Kişilik bozukluklarının oluş nedenlerini 3 ana başlık altında toplanarak açıklanabilir. Bu ana başlıklar, genetik yatkınlık, yapısal etkenler ve çevrensel etkenlerdir.
1. Genetik Yatkınlık
Kişilik bozukluklarından sorumlu tutulabilecek genler olmamakla birlikte ikizler ve evlat edinilenler üzerinde yapılan araştırmalara göre kimi kişilik bozukluğu türlerinde soya çekimin önemli bir rolü olduğu ortaya koyulmaktadır.
Evlat edinilenler üzerinde yapılan soya çekim araştırmalarında şizofreni spektrum bozuklukları arasında sayılan şizotipal, paranoid kişilik, ve antisosyal kişilik bozukluğu gösterenlerde soya çekimin önemli bir etkisinin olduğu ortaya koyulmuştur.
2. Yapısal Etkenler
Beden yapısı ve kişilik arasında bir bağ saptanamamıştır. Ancak doğumdan önce, doğum sırası ve doğumdan sonra merkez sinir dizgesini etkileyen durumlar kişilik bozukluğuna zemin hazırlayabilmektedir. Örneğin çocuklukta dikkat eksikliği sendromu gösteren hiperkinetik, minimal beyin disfonksiyonu olan çocuklarda sonradan kişilik bozukluğu (dissosyal, antisosyal kişilik) riskinin daha yüksek olduğu öne sürülmektedir. Bedensel sakatlıklar da kişilik oluşumunda önemli rol oynayabilmektedir, fakat bunlar özgül neden olarak kabul edilmemektedir.
3. Çevresel etkenler
Kişilik bozukluğunun gelişmesinde geçmişteki ve şu andaki bağlanma süreçlerinin, yaşanan travmatik olayların ve fonksiyonel olmayan bir aile ortamında yetişmenin önemli etkileri olduğu düşünülmektedir.

Üzerinize üzerinize gelen alkollü bir sürücü, her şeyin tam kendisinin istediği gibi yapılmasını isteyen, katı ve inatçı amiriniz, verdiğiniz işi hemen yaparım deyip sürüncemede bırakan memurunuz, karısının kendisini aldattığından sürekli kuşkulanan bir koca, önüne gelenle kırıştıran ve açık saçık giyinen bir eş,odasından hiç çıkmayan, kimseyle görüşmeyen, yaşamında bilgisayarından başka bir şey olmayan ya da aşırı uçlarda gezinen, acayip giysileri giymeyi seçen çocuklarımız, tek amaçları koltuklarını korumak olan ve toplumun gereksinmelerini hiçe kendine aşık politikacılar, bir gün sizi göklere çıkaran, diğer bir gün yerin dibine sokmaya çalışan, ne yapmak istediğini kendisi de bilmeyen, sürekli duygusal gel-gitler yaşayan, durduk yere öfkelenen iş ortağınız… KİM BUNLAR? bu kişilerle hergün içiçe yaşıyoruz ve bu kişilerle uyum sağlamakta zorlanıyoruz. sorumluyu dışarıda aramak kolay, belki de biz bu gibi özellikleri kendimiz taşıyoruz.*

Yukarıda kişilik özelliklerini taşıyorsanız, ve bu özellikler hayatınızın işlevselliğini bozuyorsa başvurabilirsiniz.

* Prof.Dr. Ertuğrul Köroğlu’nun kitabından alıntıdır